Marksist bir perspektiften bakıldığında, Türkiye devletinin savaş sanayi yatırımlarının teknik üniversite öğrencilerine kariyer kulüpleri ve dersler aracılığıyla dayatılması, mühendislik öğrencilerinin sermayenin çıkarlarına uygun şekilde şekillendirilmesini amaçlayan bir girişim olarak görülebilir. Bu, devletin savunma sanayii adı altında savaş endüstrisine biz mühendislik öğrencilerinin emeği aracılığıyla bilimsel kaynak aktarması ve bu işgal ve kan politikalarını bir güzel makyajlayıp meşrulaştırarak üniversitelerde de kabul ettirmesi olarak tanımlanabilir. Binbir zorlukla kazanıp eğitim görmeye başladığımız teknik üniversitelerde biz mühendislik öğrencileri eğitim hayatımız boyunca bir gün üreteceğimiz bilim ile dünya halklarına yarar sağlamayı düşleyerek olduğumuz yerlere geldik. Fakat bugün üniversitelerimizin daha kolay ve verimli biçimde kan akıtmak için ordunun araştırmageliştirme karargahlarına dönüştürülmüş olması, bu kutsal niyetlerimizin bu şekilde suistimal edilmesi içimizi öfke ile dolduruyor. İktidarın, neoliberalizmin son ucube icadı olan ‘Teknoparklar’ ve çeşitli savaş sanayii ‘festival’ veya ‘fuarları’ ile savaşı, kanı üniversitelere sokması biz teknik üniversite öğrencilerinin ucuz görülen emeğini sömürüyor aynı zamanda kendini bilime ada-

mış her iyi niyetli öğrenciyi bu kan sermayesine katkıda bulunmanın ahlaken alçaklığına alıştırıyor. Star Wars evrenindeki Jedi ve Sith karşıtlığını düşündüğümüzde, Jedi barışı, aydınlığı, dengeyi ve toplumun refahını gözetir; Sith ise savaşı, karanlığı, güç ve iktidar peşinde her türlü zulmün meşruluğunu savunur. Bu çatışma biz mühendislik öğrencilerinin üniversitelerimizdeki eğitim programlarına entegre edilmiş savaş ve kan endüstrisiyle karşılaşmamıza benzetilebilir. Biz mühendislik öğrencileri etik, toplumsal fayda ve sürdürülebilir gelişim gibi değerleri benimseyerek adeta Jedi’ı temsil ederken karşımıza da biz öğrencileri kandan kar güden şeytani kapitalist sistemin gereksinimlerine göre şekillendirilmiş ve rekabete dayalı eğitime zorlayan Sith’i alıyoruz. Bu ikilemde biz öğrenciler etik,

sorumlu mühendisler olmayı arzularken maruz kaldığımız eğitim süreci bizi karanlık tarafa düşürmeye çalışıyor. Savaş sanayii için tasarlanan envaı çeşit proje, iş olanakları ve yüksek maaşlarla gözlerimiz kör edip, Suriye ve Ukrayna’da çocukları yüzlerce parçaya ayıran bombaların üretimine katkı sağladığımızı unutturmaya yelteniyorlar. Tüm etik değerlerin teslimi karşılığında sözde refahı vaat eden Sith, çaresizlikleri sebebiyle bazı öğrencileri tuzağına düşürmeyi başardığında bu sefer de savaş ekonomisinin sermayedarlara kazandırdığının milyonda birinden küçük bir meblağa karşılık mühendisi çalışmaya zorluyor. Karanlığa boyun eğmeyen mühendislik öğrencileri olarak savaş ve kana bulanmamış bilim üretiminin, toplumsal barışın ve emeğimizin karşılığı olan insanca yaşam şartlarının ancak Sith’in zorladığı sömürü ve zulüm düzenini reddetmekle elde edilebileceğini biliyoruz. Tüm sıra arkadaşlarımızı karanlığın, Sith’in değil aydınlığın, Jedi’ın yanında olmaya davet ediyoruz. Kan ve savaşa bulanmış üniversitelerimizi bilim ve barış idealleri ile temizlemeye çağırıyoruz.