Ana Sayfa
Öğrenci Gençlik

Davul, Zurna, Kervan

Bora Yiğit Öztürk 2025-11-12
Davul, Zurna, Kervan
Uçsuz bucaksız bir ufuk, bele kadar gelen otlar, devasa bir kervan. Çayırın ortasında omuzlarda tahtlar ve arabalar, bunların üstünde binbir suratsız kambur. Tahtların etrafında dilsiz çığırtkanlar, davulcular, zurnacılar hep bir ağızdan bağırıyorlar. Bir süre sonra susuyorlar ve arkalarındaki devasa kalabalık kulaklarını kapatıyor. Biraz zaman geçiyor ve arabaların arkasındaki çığırtkan başı elini kaldırıyor, kalabalığın her ferdi açıyor kulaklarını ve başlıyorlar yine gürültüyü dinlemeye. Yürüdükçe kervan, otlar giderek uzuyor ve güneş sonsuza kadar batmaya yaklaşıyor. Bir diktatörlüğün en belirgin göstergesi olan kontrollü ve kuşatma altına alınan medya biz üniversite öğrencileri ve tüm gençlerin zihnini zehirliyor. Dünya çapında hükümetlerin propoganda ve manipülasyon politikalarını internete ve dijital medyaya taşımaları ile birlikte komiktir ki hem insanlık tarihinde bilginin en demokratik dağıtıldığı hem de özgür biçimde düşünmenin ve kendini ifade etmenin en zor olduğu dönemde yaşıyoruz. Devletlerin doktrin hedefi güden örgün eğitimleriyle bir insanın nasıl düşüneceğinden nasıl giyeneceğine kadar her detaya karar vermelerinin yanı sıra artık dijital medya öğeleriyle zaman geçtikçe şekil değiştiren modern faşizmi de tüm topluma yaymaya çalışılıyorlar. Özerk, demokratik ve bilimsel eğitim biçiminin kaynağı ve bayrak taşıyıcısı olması gereken üniversiteler gaspçı YÖK ve talancı kayyum rektörler tarafından kalifiye köle pazarları haline getiriliyor, özgür düşünce ve bilimselliğin yerini gün geçtikçe ‘verimlilik’ ve itaatkarlık alıyor. Bu denli abluka altına alınmış ve nefes alabilmek için bile üstün çaba sarf etmemiz gereken bir ortamda biz üniversite öğrencilerine düşen özgür düşünce ve ‘kırmızı çizgisiz’ medyayı geri alma hedefinin ilk adımlarına kendi medyamızı yaratarak başlamalıyız. Ana akımlaşan dijital medyanın iktidarın yeni faşist yasalarıyla günümüzde tamamen kontrollü hale gelmesi gösteriyor ki ana akımlaşacak ve bizzat bizim üretmediğimiz her medya parçası talan edilecektir. Bu sebeple hedefimiz özgür kampüsü özgür diyalogla geri kazanmak. Totaliterleşmiş ve devletin belirlediği örnek kalıptan çıkma öğrenciden azıcık bile farklı bütün öğrencilerin sosyal olarak çarmıha gerilmesinin sonunu getirmek için bu diyalog kanalının açılması elzemdir. Kampüs içinde kendini devlet kurumunun uzantısı ve bu kurumun kendisi için seçtiği düşünceyi kendi menfaatleriyle paralel olduğunu sanan, bütün bu yazıda bahsettiğim manipülasyon ve düşünce gaspına maruz kalmış öğrencileri özgür düşünce ile tanıştırmak için özgür ifadeyi bu diyalog yoluyla kullanmamız gerekir. Bu propoganda yüzünden gerçekleri manipüle edilen sıra arkadaşları kendilerini esir tutan bu sömürü düzenini yaratan devlet politikalarının bayrak taşıyıcılığını yapmaya başlıyor. Biz her gün daha da fakirleşiyoruz. Her gün kimliğimiz sebebiyle yaşamımız daha büyük risk altına giriyor. Ve her gün gördüğümüz zulme itiraz etmemiz daha vahşi şekilde engelleniyor. Biz tartışabileceğimiz siyasetin etrafına tetikçi medya aracılığıyla devlet tarafından bir çizgi çekilmesine izin verdikçe elimizdeki tüm mücadeleyi ve kurtuluş ihtimalini kaybediyoruz. Devletin belirlediği ‘gerçek’ ve ‘kırmızı çizgiler’ her gün değişiyor. Üzücü ki bununla birlikte sıra arkadaşlarımız ve tüm toplumun da fikirleri bu gerçeği takip ediyor. Dijital medyada agresif propoganda ile örgütlenen nefret ve faşizm can alıyor, şiddetini zamanla arttırıyor.