Ana Sayfa
Öğrenci Gençlik

Bir Beton Bilmece

Bora Yiğit Öztürk 2025-11-12
Bir Beton Bilmece
Biz üniversite öğrencileri aklımızda geleceksizlik kaygısı, tenceremizde sinekler, sırtımızda da akşam başımızı nereye sokacağımızın yükünün olmasından bıktık usandık. Gittikçe işçi sınıfı ve öğrencilerin temel yaşam haklarının gasp edilmesinin bahanesi olan ekonomik krizin yıkıcı sonuçlarından biri de artık günümüzde “ulaşılabilir üniversite eğitimi” kavramının yok olmaya yüz tutmasıdır. Binbir zorluk ve yıkıcı sınav süreçleriyle kazandığımız eğitim programlarını karşılayamayacağımız barınma ücreti yüzünden tamamlayamıyoruz. İnsanca barınma hakkımızı yineledikçe de içlerinde yaşam güvencemizin olmadığı, sayısız sıra arkadaşımızın tacizler ve baskılar yüzünden intihar ettiği ve katledildiği tarikat yurtlarına kurban ediliyoruz. Bu ölümcül beton bilmecesine iktidarın çoktan seçtiği cevaplardan birini değil kendi cevabımızı veriyoruz: “İnsanca barınma hakkımızdan vazgeçmeyeceğiz.” AKP iktidarının yirmi iki yıldır bir onur nişanesi gibi göğsüne taktığı neo-liberal politikalar ve dolayısıyla beton ekonomisiyle yasa dışı ve usulsüzce kentleşilen binlerce metrekarelik alanların hiçbirinin biz öğrencilere insanca barınma sağlayacak yurtlara çevirilememesi hiç kuşkusuz önümüze atılan en büyük bilmecelerden biri. Devletin, insanın en temel hak ve ihtiyaçlarından biri olan barınmayı vahşi sömürgeci zümrenin sayısız kâr heveslerinden birine çevirmesi yalnızca biz üniversite öğrencilerinin değil milyonların acısına mal oluyor. Her geçen sene kapasiteleri çeşitli sihirbazlık numaralarıyla kat kat arttırılan yurt odaları ve vicdansızca katlanan kira ücretleri barınağımız olması gereken evlerin bir yaşam alanı olarak değil de üstünden kâr sağlanacak metalara dönüştürülmesinin yıkıcı sonuçlarının birer örneği. Üniversite öğrencisi nüfusu en yüksek kentler olan İstanbul, Ankara ve İzmir’de biz öğrenciler eğitimimizi sürdürüp insanca barınabileceğimiz yaşam alanları bulamazken, bu kentlerde içlerinde kimsenin ikamet etmediği binlerce ev bulunuyor. Sahiplerinin beton ormanından sadece birini oluşturan bu evler sahiplerinin istediği değere erişmeyi beklerken biz, yani milyonlarca üniversite öğrencisi cezaevlerinden hallice yurtlarda yaşamımızı sürdürmeye mahkum ediliyoruz. 2022’de Elazığ Fırat Üniversitesinde eğitimini sürdüren sıra arkadaşımız Enes Kara’nın tarikat yurdunda gördüğü sistematik taciz ve şiddet sonucu hayatına son vermesi, 2023’te Aydın’da Güzelhisar KYK Kadın Öğrenci Yurdu’nda ihmal edilip bakımı yapılmayan bir asansörün üzerine düşmesi sonucu katledilen sıra arkadaşımız Zeren Ertaş ve AKP-MHP iktidarının bize dayattığı ölümcül yaşam koşullarının canını aldığı sayısız sıra arkadaşımız için isyanımızı kampüslere ve sokaklara taşıdığımızda da karşımıza vahşi polis şiddetini çıkaran hükümetin biz üniversite öğrencilerine mesajı apaçık şudur: “Ya yurtlarımızda açlıktan, ihmalden can verin ya da sokakta coptan, kurşundan.” Ama biz üniversite öğrencileri bu üstü kapalı tehditlere karşı yalnızca isyanımızı büyütüyoruz, kampüslere sığmayıp sokaklara taşıyoruz. Zeren’in Enes’in Öfkesiyle Bu Düzenden Hesap Soracağız!